Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Hiç Böyle Bir Bahar Görmemiştik

Eklenme : 19.5.2020 00:00:00
Görüntülenme: 382

Toprağın uyandığı, tabiatın bereket bereket her yerden fışkırdığı günlere alıştın bahar diye. Kışın ağır kasvetli havasından kurtulmanın ilk işaretlerini Mart başlarında görmeye başlardık. İlk çiçekler ve mesela sümbüller baharın gelişini müjdelemek için, Bâkî'nin deyişiyle göm gök tere batarak gelirlerdi. Dağ başlarında nevruz çiçekleri baş gösterir, 21 Mart günü, "tabiatın uyanması" ve "iklim yeni yılı" demek olan Nevruz kutlanırdı. Takip eden günlerde her taraftan tabiate çiçekler boca edilirdi sanki...

Arkasından Nisan yağmurları.

Toprak kıpır kıpır olurdu altındaki tohumları yeryüzüne çıkarmak için.

Dağ başlarında karlar erimeye başlar, dereler coşardı.

Sonra lâleler ve gelincikler kaplardı her yeri. Dünya kırmızı bir halıya dönerdi.

Çiçek açan ağaçlar. Bademler, şeftaliler, erikler, kirazlar.

Meyve vermese de bütün ihtişamıyla erguvanlar. Arkasından akasyalar, mimozalar, manolyalar.

Ardından Mayıs ayı ve meyve bereketinin ilk günleri; yani Hıdırlellez.

Ve ilk meyveler.. Erikler, kirazlar.

Hep böyleliğine alışmıştık baharın.

Hayat vardı baharda, bereket vardı, bolluk vardı. Yeşillikler, rengarenk çiçekler vardı hep.

Biz baharın hep böylesini biliyorduk!

Bu sene öyle olmadı!...

Martın başında covid-19 derdi sardı bütün dünyayı ve Türkiye'yi. Herkes hayat şeklini değiştirmek zorunda kaldı ve sokağa çıkma sınırlaması yüzünden milletimizin büyük bir kısmı mecburî olarak evlerimizden çıkmadık. Bütün gündemimizi bu hastalık doldurduğu için hayatı ve baharı ıskaladık bu yıl.

20 yaş altı ve 65 yaş üstü evlerde kalınca, hayat "evde kalma"ya kilitlendi ve çoğumuz bedenen dışarı çıksak da bilinç olarak evlerde kaldık ve baharı fark edemedik.

Suyun köklere, gövdelere ve dallara yürüdüğünü ve güneşin de domurcukları uyandırdığını fark edemedik. Tabiatte her tarafta hayatın fışkırdığı günlerde, televizyonlarda, hayatı terk edenlerin haberlerini dinler olduk. Her gün covid-19'dan kaybettiğimiz insan sayısı, baharın en acı haberi oldu bütün dünyada. Bahar güzelliği ölüm hüznüyle örtülmüştü; bu tabiat güzelliğinin gece örtüsü ile örtülmesi gibiydi. Gecelerin bari kokusu olurdu; covid-19 herkesi ölüme kilitlediği için kokuyu da alama olmuştuk.

Kış günlerinde baharı karşılamaya hazırlanan yüzlerdeki ümit gülümsemesi Mart başında, tam da baharın ilk günlerinde yüzlerde dondu kaldı. Sevinçle çarpmaya hazırlanan yüreklerde atışlar tereddütü terennüm eder oldu.

Mübarek Ramazan da böyle günlerde yaşandı. Hüzünlü Ramazan. Cuma namazlarının cemaatle kılınamamasından başka, teravih namazları ve eş-dostla iftarlar da yaşanamadı bu sene.

Bahar 2 ayda geldi ve meyve mevsimine dönüldü. Çiçekleri, ağaçların bayramını, yabani otların cümbüşünü göremeden meyve mevsimine geldik.

Baharın böylesini hiç görmemiştik dostlar!...

Şeyhülislam Yahya, taa 1622 yılının Mayıs ayında böyle bir baharı yaşamış ve şiire dökmüş. 20 Mayıs 1622 günü Genç Osman'ın katli, her tarafı hüzne boğmuş ve Şeyhülislam Yahya, bülbüllerin öttüğü, güllerin açmasına rağmen gönüllerin mutlu olmadığını şu beytiyle acı acı dile getirmiş:

Bülbüller öter güler açar şâd gönül yok

Hiç böyleliğin görmemişi fasl-ı baharın

Baharı acı geçirdik, Allah yazımızı hayra tebdil eylesin; 24 Mayıs'ta idrak edeceğimiz Ramazan bayrımınız mübarek olsun.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft