İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Güven Bunalımı-3

Eklenme : 5.8.2020 00:00:00
Görüntülenme: 625

Aile ilişkilerinde, ticarette, siyasette, iş hayatında; kısaca hayatın her alanında topyekun bir güven sorunu yaşıyoruz. Toplum olarak çözmemiz gereken bir güven meselemiz var.

Güvenmeyen, güvenilmeyen ve bu nedenle kendisini de etrafındakileri de hırpalayan insanlar her yanımızı sarmış durumda. Güven bunalımı yaşayan bu kişi bir yönetici ise iş çok daha sıkıntılı bir hâl almaktadır. Bu insanları tanımak ve davranışlarının altında yatan nedenleri bilmek, belki bir nebze bizi rahatlatabilir. Bunun için güven bunalımı yaşayanları biraz tanımaya çalışalım:

Öncelikle bu kişilerin etrafında güvenilir hiç kimse yoktur. Bütün yardımcılar ve personel yeteneksiz insanlardır. Bütün işleri yönetici bizzat takip etmek zorundadır. Onlar "Ben kimseye güvenmem kardeşim." havasındadır. Bu bir çalışan ise, "Bu dünyada babana bile güvenmeyeceksin." anlayışındadır.

Sürekli hesap yaparak kendisini güvene almaya çalışır. Her hesapta farklı bir sonuç çıktığı için de sürekli fikir değiştirir. Kararsızdır, kararlarında istikrarsızdır.

Etrafını kontrol ederek kendi güvenliğini sağlamaya çalışır. Birilerinin peşine adam takmayı, hafiye kullanmayı, kulis yapmayı sever. Amaç kendisini güvene almaktır.

Minareye kılıf uydurma ve kara para aklama konusunda çok yeteneklidirler. Yanıltmayı ve manipüle etmeyi çok iyi bilirler. Amaç her şekilde güçlenerek kendisini korumaya almaktır.

İnsanların arkasından konuşmayı, her fırsatta herkesi eleştirmeyi sever. İnsanların yüzüne karşı şirinlik yaparken, gıyabında konuşmaktan hoşlanır. Amaç yüz yüze iken söylemeyenlerin verdiği rahatsızlıktan kurtulmaktır.

Her şeyi bildiğini iddia eder. Bilmese de biliyor gibi yapar ve bunun için sürekli hikâye yazar. Her kişi hakkında anlatabileceği bir hikâyesi, her konuda söyleyeceği bir sözü vardır. Amaç bilir gibi görünüp rahat etmektir.

Her daim yoldaşı olan korkuları vardır. Her şeyden dertlenmeleri bundandır. Herkesten şikayetçi olmaları bundandır. Amaç, sesini yükseltip korkularını bastırmaktır.

Zorunlu olmadıkça sosyal ortamlardan uzak durur. Buna sosyal medya da dahildir. Çünkü görünmekten ve ifşa olmaktan korkar. Sosyal ilişkileri de kısa dönem ilişkilerden ibarettir.  Amaç göz önünde olmamak ve kendisini korumaktır.

Bitmek tükenmek bilmeyen bir "sahip olma" hırsı vardır. Ne kadar fazla şeye sahip olursa, kendisini o kadar güvende hisseder. Onun için hep bir araştırma içindedir. Amaç avanta olanı bulmaktır. 

Parlatılan ego ve estirilen rüzgara rağmen hep bir suçluluk hali mevcuttur. Bu nedenle zaman zaman kendisini acımasızca eleştirir. Ama bu bilinç ve farkındalık beş dakika sürer. Aslına dönmesi uzun sürmez. Çünkü korunaksız kaldığının farkına varmıştır.

Suçlanmaktan korkar. Kaybetmek, güçsüz kalmak, reddedilmek, yalnız kalmak en büyük korkusudur. Korktukça karanlığa gömülür. Karanlıkta korktukça duyduğu çekirge sesini bile vahşi hayvan sesi sanır. Korkuları arttıkça öfkeleri de artar. Yarasına basıldıkça, korkuları ile yüzleştikçe öfke nöbetleri kronikleşir. Amaç çıkardığı gürültü ile kulağını tırmalayan seslerden kurtulmaktır.

Sürekli bir tedbirli olma hali söz konusudur. Örneğin belirli görüşmelerini kendi telefonu ile yapmaz. Aracı kullanmayı sever. Bu tedbir hali ise yangını körükleyen rüzgar etkisi oluşturur. Alınan her tedbir, duyulan endişeyi körükler, sahibini korkuya boğar. Korkular arttıkça tedbirler de arttırılır. Amaç hazırlıksız yakalanmamaktır.

Her konuda, her işte kendisini ve etrafındakileri boş yere hırpalar. Çünkü zamanla korkuları paranoyaya dönüşür ve kendi gölgesinden korkmaya başlar. Her şey bir endişe kaynağı, herkes bir tehdit olarak algılanır. Amaç her durumda ve herkese karşı güvende olmaktır.

Güven bunalımının ilk basamaklarında olanlar için birtakım öneriler işe yarayabilir. Güvenliğin, güvenmekten ve insanlara bu güveni yansıtabilmekten geçtiğini hatırlatmak yeterli olabilir. Ancak bu güven bunalımı paranoya (düzenli ve sürekli sabuklamaların, bencillik, güvensizlik, kuşku ve bilinçsiz suçluluk duygularının yoğun olduğu bir ruh hastalığı) haline gelmiş ise yapacak bir şey yok. En azından bizim yapacağımız bir şey yok. Ancak onları psikologlara ve psikiyatristlere yönlendirebiliriz. Bir de "Allah onların şerrinden korusun!" diye dua edebiliriz.  05.08.2020

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft