İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Güven Bunalımı-1

Eklenme : 15.7.2020 00:00:00
Görüntülenme: 470

Hepimiz birbirimize güvenebilmek ve kendimizi güvende hissedebilmek istiyoruz. Çünkü güvenlik ihtiyacı, ihtiyaçlar hiyerarşisinin ikinci sırasında yer alıyor.

Diğer taraftan güven, bütün ilişkilerin zemininde yer alıyor. Bu zeminin sağlamlığı aynı zamanda ilişkilerin sağlığının da bir koşuludur. Günümüzde ise sağlam bir güven temelinde yükselen ilişkilere duyulan özlem giderek artıyor.

Kimimiz eşine, kimimiz komşusuna, kimimiz ortağına, kimimiz mesai arkadaşına, kimimiz yöneticisine güvenmiyor. Toplum olarak güven açığımız hızla büyüyor, bu açık da yaşamımızı her yönüyle tehdit ediyor. 

Giderek zayıflayan güven hissi, insanları farklı tepkilere ve garip alışkanlıklara yöneltiyor. Hemen her vesileyle bireyselleşme, başkalarını suçlama, birilerini kınama, her şeye öfkelenme, her fırsatta cezalandırma yoluyla kendimizi rahatlatmaya, güvenliğimizi sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü kimseye güvenmiyoruz. Güven hissimiz giderek zayıflıyor.

Bu savunma mekanizması ve geçici rahatlama yöntemleri işe yarar mı bilinmez ama görünen manzara şu: Herkes güvenini boşa çıkaran bir durumla karşılaşıncaya, yani daha açık bir ifadeyle kendisine dokunuluncaya kadar güveni bir mesele olarak görmüyor. Ne zaman ki güvenini kırıp döken bir durumla karşı karşıya kalırsa, o zaman güveni gündemine alıyor.

Diğer taraftan savunma mekanizmamız geliştikçe egomuz daha fazla cilalanıyor. Geçici rahatlama yöntemleri alışkanlık haline getirilince kişi kendini hayatın, ilişkilerin, işin merkezine alıyor. Merkezde kendine daha güvenli bir alan oluşturuyor. Alışık olduğu kişi, durum, tavır ve davranışlar ona kendisini güvende hissettiriyor.

Ne yazık ki, bu güvensizlik durumu giderek durgun suyun kokuşması gibi ilişkilerin tadını kaçırıyor ve o güvenli alan mikrop yuvasına dönüşüyor. İşi, ilişkileri, huzuru, yaşamı zehirleyen bu mikrop zamanla zihnin ve gönlün hastalanmasına neden oluyor. Hislerimiz uyuşuyor, duygular yara alıyor. İyiyi, güzeli, mutluluğu hissedemez oluyoruz.

Güvensizliğin faturası önce ilişkilere kesiliyor. Güvenemeyince uzun süreli  ilişkilerden korkuyor, geçici ilişkilere sığınıyoruz. Bugün iyi olan yarın kötü, bugün yakın olan yarın uzak, bugün dost olan kısa süre sonra hayırsız(!) oluveriyor.

Peki güven nerede? Kime güvenebileceğiz?

Güven temel... Güven temelde... Güven en temelde yani içimizde...

İnsanın kendini güvende hissedebilmesi, öncelikle etrafındakilere güvenebilmesinden geçiyor. Çünkü güven; başkasından alınabilen değil, kişide var olan ve başkalarıyla paylaşılabilen bir his.

Güvensizliğin kişiden kaynaklanan nedenleri olduğu gibi muhataptan kaynaklanan nedenleri de olabilir. Güven bunalımını aşmak için kişinin kendisine güvenmesinin yeterli olmadığı gibi muhatabına güvenmesi de yeterli olmayabilir. Güven meselesi, çok farklı yönlerden ele alınması gereken, birçok açıdan değerlendirilmesi gereken bir mesele. Ancak bütün bunların başlangıç noktası kişinin kendisi. Bu nedenle ilişkilerin temeli olan güvenin harcı dürüstlük ile karılmalı, özeleştiri ile cilalanmalı.

Sosyal yaşamda ve iş hayatında huzurlu bir ortamının ve sürdürülebilir bir ilişkinin yolu, güven düzeyi yüksek bir ilişkinin varlığından geçiyor. Çünkü güven, birçok boşluğu doldurabilen; kişilerin niyet, ilişki, davranış, çalışma, motivasyon ve huzuruna olumlu bir katkı sağlayan psikolojik bir durum.

Başkalarını kırmamak, birilerinin onayını almak, şahsi bir menfaat elde etmek, kendisini öne çıkarmak gibi bir gizli niyet taşımadan; bir şeyleri gizleme ihtiyacı duymadan, bir şeylere inandırma gayesi olmadan, sözlerin arkasında başkaca anlam arayışına girmeden, niyet okumadan açık ve dürüst olmak bu güvenin gereği. Bu anlamda herkes ilişkinin başında bu açık ve dürüst iletişimi tercih edenlere güvenmek durumunda. En azından güven kırıcı bir durum ile karşılaşıncaya kadar insanlara güvenmek durumunda. Aksi durumda ihtimaller ve şüpheler üzerinden insanlara önyargıyla yaklaşmak, her durumda onların güvenlerini sorgulamak ve başkalarının ağzına bakarak tavır ve karar almak; ilişkilerin temeline dinamit döşemekten farksızdır. 

Haftaya da güvensizliğin nedenleri ve kurumsal ilişkilerde yaşanan güven bunalımları ile devam edelim.

15.07.2020

 

ÖNCEKİ yazı
SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu
Powered by BilgiSoft