Gültekin Akça

Gültekin Akça

Görüş

Eleştiri ve Tartışmada Üslup

Eklenme : 28.01.2022 00:00:00
Görüntülenme: 526

Özellikle son günlerde siyaset üzerine yapılan tartışmaların iktidara yönelik eleştirileri kısmında üslup sorunu yaşamaktayız. Hükümetin icraatlarına yönelik eleştiri yaptığını söyleyenler, eleştirilerinde Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını da hedef aldıkları gibi Cumhurbaşkanımızın kişisel haklarını da çiğnemektedirler. Yapılan eleştiri ve örneklemeler siyasi eleştirilerin çok ötesinde kalmaktadır.

Tartışma kelime olarak; bir konuyla ilgili karşıt düşünceleri karşılıklı olarak öne sürme ve savunma olarak tanımlanır. Tartışmada amaç doğru olduğunu düşündüğümüz bir konuyu karşı tarafa aktarmak ve onu bu konuda ikna etmektir.

Lise yıllarımızda Edebiyat öğretmenlerimiz öğrencilerin kendi fikirlerini savunabilmesi için  "münazara" yarışmaları yaparlardı. Son derece çekişmeli geçen bu yarışmalar halen hatıralarımızdaki yerini korumaktadır.

Üslup ise; dilsel araç ve olanaklardan yararlanarak düşünce, duygu, hayal ve eylemlerin özgün, kişisel bir yaklaşımla ifade ediliş biçimi, anlatım tarzı olarak tanımlanmaktadır.

Toplum olarak eleştiri ve tartışmayı sevmekteyiz. Hemen hemen hepimiz bildiğimiz ya da çok az bildiğimiz her konuyu muhataplarımızla tartışmaktayız. Ancak, bu eleştiri ve tartışmalarda zaman zaman üslup sorunu yaşadığımız ve eleştirinin dozunu kaçırdığımız olmaktadır.

Oysa, gerek dinimiz, gerek ise örf ve adetlerimiz konuşmalarımızda üsluba önem verilmesini, kırıcı olunmamasını önermiştir. Bunun yanında dinimiz insan gönlünü kırmanın kul hakkının bir ihlali olduğunu da belirtmiştir.

" Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır" atasözünde de, kullanılan dilin önemine değinilmiş ve güzel üslubun muhatap üzerindeki olumlu etkisine vurgu yapılmıştır.

Toplumda her konu tartışılmalıdır. Zira, doğruyu bulmak ancak farklı fikirlerin tartışılması ile mümkün olacaktır. Ancak, tartışmalarda konu kadar tartışma üslubu da önemlidir.

Eleştiri, eleştirilmek her zaman olmuş ve olacaktır. Tartışmanın olduğu her yerde eleştiri de vardır. Özellikle toplumda öne plana çıkmış ve özellikle de siyasilerin yaptıkları, söyledikleri ile tartışılmamaları, eleştirilmemeleri mümkün değildir.

Her ne kadar yargı, siyasilere yönelik eleştirilerde daha esnek ve eleştirenin lehine bir tutum sergilemekte ise de her vatandaş gibi siyasetçilerin de anayasa ve yasadan kaynaklı korunmuş kişisel hakları bulunmakta olup eleştiri sırasında bu sınırların aşılmaması gerekmektedir.

Anayasamız ve ceza yasamız da devletin başı olması sebebi ile Cumhurbaşkanlığı makamına ve Cumhurbaşkanın şahsına özel bir hukuki koruma sağlamıştır. Zira; Cumhurbaşkanına hakaret suçu TCK'da "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde değil, "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanı'na yönelik bu hukuki korumaya herkesin saygı göstermesi gerekmektedir.

Ancak bazı kişilerin, eleştiri boyutunun da dışına çıkıp Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını ihlal eder şekilde eleştirdiklerini görmekteyiz. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Kısacası, kendimize söylenmesini istemediğimiz şeyleri bizler de başkalarına söylememeliyiz.

"Bir kimsenin ne söylemesi gerektiğini bilmesi yeterli değildir, nasıl söyleyeceğini bilmesi de gerekir" Aristo

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft