İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Diplomalar Duvarda Dürüstlük Ayaklar Altında

Eklenme : 13.1.2021 00:00:00
Görüntülenme: 399

Başka ülkelerde durum nasıldır bilemem, ama ülkemizde her dönem bir sorun veya düşman bulunur ve toplum haftalarca, aylarca bu gündem ile meşgul edilir.

Terör, ekonomik kriz, darbe, seçim, eğitim, hayvan hakları, kadına şiddet, koronavirüs, aşı vs. Bütün bu sosyal, siyasi ve ekonomik sorunların kaynağına inildiğinde ise bir tek şeyle karşılaşılacaktır: Ahlak sorunu.

Bu sorun; ne bir milletin sorunu ne de bir dönemin sorunu.

Hz. Adem'in çocukları arasında başlayan ve artarak devam eden bir tamah, hırs ve öfkenin katlanarak devamına şahit oluyoruz. Binlerce yıllık tarihe ve kültürel birikime baktığımızda ahlak hep bir sorun ve çözüm arayışının konusu olmuş. Her dönemde düşünen ve yazan insanların eserlerine konu olmuş.

İnsanlık tarihi; bazı toplumlarda ve dönemlerde ahlakî seviyenin yükselmesine, bazı toplumlarda ve dönemlerde ise ahlakî seviyenin düşüşüne şahit olagelmiş.

Öyle görülüyor ki, insanlık tarihi son birkaç yüzyılda daha çok ahlakî seviyenin düşüşüne şahit oluyor. Günümüze geldiğimizde, içinde yaşadığımız topluma bakıldığında bu durum değişmiyor.

Ne yazık ki, ahlak konusunda her sınavda kaybediyoruz, hep sınıfta kalıyoruz. Örnek mi?

Deprem olunca ilk işimiz ev kiralarını ve nakliye ücretlerini iki-üç katına çıkarmak oluyor.

Sel olunca yardım görevlilerinden önce hırsızlar afet bölgesine ulaşıyor.

Koronavirüs salgını başlayınca maskeden önce sahte dezenfektan üretmeye başlıyoruz. Kahvehaneler kapatılınca bütün zula mekanlar kahvehaneye dönüştürülüyor. Düğünler ve organizasyonlar yasaklanınca gizli mekanlarda gizli eğlenceler yapılıyor.

Ticari ilişkiler tamamıyla göz boyama, rakipleri saf dışı bırakma, kandırma, aldatma ve durumdan yararlanma odaklı yürüyor.

Siyaset, ülkeye hizmet etmek yerine rakibi yıpratmak ve manipülasyon üzerine kurgulanıyor.

Bürokraside işler ülkenin çıkarları doğrultusunda değil, konforlu koltuklarda oturanların çıkarları doğrultusunda yürüyor.

"Hak"kın savunucusu olanlar, takım elbiselerini giyip insanların bilgisizliğini, en önemlisi de güvenini istismar ederek onları kumpasa getiriyor. Haklının müdafisi olanlar, kumpasa getirdiği bu insanları da tehdit ile susturmaya çalışıyor.

Aile, akraba ve komşu ilişkileri ortada. Karı-koca, ebeveyn-evlat, kardeşler, komşular, akrabalar sürekli birbiriyle kavga ediyor. Ahlaksızlık o kadar normalleşti ki, ahlaksız ilişkiler televizyon programlarında sevinç naraları ile ortalığa saçılıyor.

Bir saatlik ana haber bültenlerinde neredeyse ülke ve dünya gündemine dair haber göremez olduk. Terör, kavga, cinayet, aldatma, iftira, hukuksuzluk, ahlaksızlık haberleri tüm bülteni işgal ediyor. Tartışma programlarında ise herkes eleştirmeye, akıl vermeye, beylik laflar etmeye devam ediyor.

Hak yiyenler her Cuma mesaj paylaşmaya devam ediyor. Güven suikastçıları, vatan-millet edebiyatı yapmaya ve her paylaşımın altına duygusal mesajlar yazmaya devam ediyor. Birileri din-diyanet vaazları vermeye devam ediyor.

Ne değişiyor? Hiçbir şey.

Çünkü özümüzdeki maya bozulmuş. Makamı-mevkii, serveti, şanı-şöhreti bulmuşuz ama ahlakî değerlerimizi kaybetmişiz. Çerçeveleyip astığımız diplomamız olmuş ama dürüstlüğümüz ayaklar altına düşmüş.

İnsanımıza bir makama gelmenin yollarını öğretmişiz ama oranın hakkını vermenin yollarını öğretememişiz. İnsanımıza bir mesleği icra etme yetkisi vermişiz ama meslek etiği dersi verememişiz. İnsanımıza üniforma, cüppe, takım elbise giydirmişiz ama ahlak elbisesi giydirememişiz. İnsanımıza Cuma mesajları atmayı öğretmişiz de "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." diyen bir Peygamberin ümmeti olduğunu öğretememişiz.

21.01.2020 tarihli "Deprem değil, ahlaksızlık öldürür." başlıklı yazımı, "Ancak uzun vadede deprem başta olmak üzere her türlü doğal ve sosyal afetin vereceği zararı ve oluşturacağı tahribatı azaltmanın yolu ise ahlâklı bir toplum oluşturabilmekten geçiyor." diye bitirmiştim.

Görülüyor ki, bu hayatta herkes kendisine yakışanı yapıyor. Birileri ahlaksızlığın faili veya savunucusu olmaya devam edecek. Ancak ahlâklı bir toplum oluşturabilmek adına dertlenen ve bir şeyler yapan insana daha çok ihtiyacımız olduğunu unutmamak gerekiyor.

Sinsi bir kanser hücresi gibi toplumu içten içe zehirleyen her türlü ahlaksızlığa karşı sesimizi yükseltmek gerekiyor.

13.01.2021

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft