İsmail Zorba

İsmail Zorba

SÖZÜN EŞİĞİNDEN
İsmail Zorba'nın ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Camın Arkasındakiler

Eklenme : 23.02.2021 00:00:00
Görüntülenme: 357

"Güzellikleri, iyilikleri, sevgiyi, aşkı, teslimiyeti, merhameti ve insanı hayatın, tabiatın içinde tamamlayan, kıvamını bulmasını sağlayan dokular nerede? Dostun gözlerindeki ışığı, sesindeki sıcaklığı, en sıkıntılı anlarımızda yasladığımız omuzları, hayatın bize dokunuşlarının bizde bıraktığı izleri unutmak kabil mi? İmkansız."

Bir ekranla sınırlanan yaşamlar. Bir ekranla bütün dünyaya ulaşabiliyorken o ekranın arkasındakine dokunamamanın, onu koklayamamanın ve hissedememenin çaresizliği. Teknolojinin enginlere sığmayan çareler vadisinde çaresizlikleriyle insanlık. Dünyaya hükmetmek isteyen insan, teknoloji ile bütün evreni bir noktalık çiplere sığdırmışken kendi eliyle kendi mahkûmiyetini hazırlamış oldu.

Her türlü iletişimimizi artık ekran üzerinden yürütüyoruz. Bu durumun güzelliklerini, olumlu katkılarını tabiki yadsıyacak değiliz ama kazançları ve kayıpları bir dengede tutamadığımız için sıkıntılarını fazlasıyla yaşıyoruz.

Uzakların yakın olması, uzaktaki dostlarla, sevdiklerimizle bir araya gelmekte, sohbet etmekte kolaylıklar yaşıyoruz. Bir tıkla hemen istediğimiz yerde, istediğimiz bilgiye ve donanıma ulaşabiliyoruz. Hele salgın günlerinin çıkmazında bize kazandırdıklarını unutamayız. Amma velakin?..

Güzellikleri, iyilikleri, sevgiyi, aşkı, teslimiyeti, merhameti ve insanı hayatın, tabiatın içinde tamamlayan, kıvamını bulmasını sağlayan dokular nerede? Dostun gözlerindeki ışığı, sesindeki sıcaklığı, en sıkıntılı anlarımızda yasladığımız omuzları, hayatın bize dokunuşlarının bizde bıraktığı izleri unutmak kabil mi? İmkansız. İnsan olarak hayattaki yerimiz, dünyayı bir ekranın arkasından izlemek, yönetmek değil. Bizatihi hayatın içerisinde, hayata dokunarak varlığımızı hissedebiliriz.

Camın arkasındaki insanları izliyorum. Yorgun yüzler, doğallığını kaybetmiş bakışlar, uzaklara dalıp dalıp giden bakışlar, yorgunlukları bütün ruhlarına sirayet etmiş. Ses sese, göz göze, el ele kavuşamıyor ki. Camın arkasındaki yüzlere uzaktan bakıyoruz. Teknolojiye maruz kalmış insanların gözlerine baktığımız an bütün ışığını yitirmiş gözler görüyorum. Çünkü o gözler her daim seyirde kalamaz, hissetmedikçe temaşa edemez. Bakmak ile görmek arasında bütün duygular, düşünceler yarım kalmış hikâyelere dönüşür.

Ve zaman. Elimizden akıp giden, önüne geçemediğimiz bir zaman. Sular nasıl sel olup önüne çıkanı alıp götürürse bu zaman dilimine sığınan insan da zamanın elinden tutamaz. Bütün yaşamı zamanın elinde kayar gider. Zamanın kıymetine kadir olmak için teknolojinin sahibi olmak gerekir. Teknolojiye hükmedenlerin elinden birer oyuncak olan insan, onlar senaryoyu nasıl yazarlarsa onu oynamak zorunda kalırlar.

Elimizden olmayan sebeplerle diye başlayan cümleler artmaya başlar. Sınırını bilmeyen bir insan topluluğu çıkar karşımıza. Nasıl teknolojinin sınır tanımaz yetkinliği varsa teknolojiye hükmedemeyen insan da bu yetkinlik karşısında birer robota dönüşür. Ya da mankurtlaşan bireyler ve o bireylerin yalnızlığı.

Bakın bir virüs bütün dünyayı kuşatmış kasıp kavuruyor. Ne kadar çaresiz zamanlar içerisinde kaldık. Birkaç yıl önce bütün bu yaşadıklarımızı yaşayabileceğimizi hayâl edebilir miydik? Sanki bir el senaryoyu yazdı, ipleri düğümledi. Bütün insanlık onun elinde kukla oynatır gibi bizi oynatmaya başladı. Maske, mesafe ve temizliğe daha önceki zamanlarda dikkat etmiş olsaydık, bu duruma düşer miydik?

Ya da başka bir cihetten bakalım. Yıllardır mesleğimi öğrencilerimle can cana, göz göze hayata birlikte dokunarak, paylaşarak eğitimin bütün güzelliklerini yaşayarak icra edebiliyordum. Şimdi sadece sesler ve görüntüler dünyasında öğrencilerime dokunamadan geçirdiğim zaman diliminde bir yanım hep eksik, duygusal açıdan hep boynu bükük kalıyorum. Eğitimde yarım kalmış hikâyelere yer yoktur ki. Ya en arka sırada kendi iç dünyasında yaşayan öğrencilerime, onların gözlerinin içine bakmadan nasıl ulaşacağım? Sesler ve görüntüler ülkesinde bir ekranın ardına hapsolduğum yerden onlara taşımam gereken güzellikleri nasıl taşıyacağım?

Sorular, sorular, sorular.. Sorularımızı sorunlara dönüştürmeden cevaplarını yaşayarak öğreneceğimiz bu zor zamanlarda daha bilinçli, daha temkinli hatta daha sabırlı olmalıyız. Bu camın arkasından da önce kendimize, sonra sevdiklerimize ve de insana ulaşabileceğimiz çözümler muhakkak vardır. O yolları bulmak için talip olmayı, mücadele etmeyi göze almalıyız.

Üzerine gittikçe yaşadığımız zorluklar zamanla gözümüzde belki daha da büyüyecek. Biz de bu zorluklar karşısında cesaretimizi ve güvenimizi yüreğimizdeki insanı büyüterek güçlenebiliriz.

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft