Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bu sayfaya itibar edenleri de esefle karşılıyorum

Eklenme : 23.5.2020 00:00:00
Görüntülenme: 1456

Sosyal medyada "DuskoPopov" adını taşıyan bir feyk hesap tarafından refikimiz Muğla Gazetesi'ne yapılan yazılı saldırı beni pek çok nedenle, üzdü ve utandırdı. Çünkü Muğla'nın geldiği, getirildiği nokta bu...

Muğla'da siyaset yapmanın ne kadar güçleştiğini, çirkinleştiğini ortaya koyan bir durumu yaşıyoruz. Bir yerde siyaset kirlendi, "kirletildi" ise sakın başka temiz bir şey de aramaya kalkmayın.

Önce iğneyi kendimize batıralım; gazetecilik te kirlendi. Siyasetin kirlendiği yerde gazeteciliğin temiz bırakılması mümkün mü?

"Tüm renkler kirlendi birinciliği beyaza verdiler" sözü adeta bir deyim, bir atasözü gibi dillere pelesenk oldu... Kaynağı Özdemir Asaf'ın dizeleridir: "Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / birinciliği beyaza verdiler"..

 

xx           xx           xx

Beni en çok üzen şeylerden biri de Muğla Basını olarak iki ayrı meslek örgütüne sahip olmamızdır; Süleyman Akbulut Başkanlığında Muğla Gazeteciler Cemiyeti... Cem Kaytan'ın Başkanlığında benimde kurucu üyesi olduğum Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti...

Sonuç paramparça olmuş, birinin ak dediğine, ötekinin kara dediği gazeteciler... Bu ve ortalıkta dolanan "çakma, feyk, kalemi kiralıklar" ayrıca utancımız...

Mesleğimizle "Hiç bir şey olamadıysan gazeteci olursun" diye dalga geçilen bir dönemden geçiyoruz. Ortalık "gazeteci"den geçilmezken, gazeteciler ise "geçinenlerin" yarattığı "utançtan" gazeteci olduğunu ifade etmez hale geldi..! Tabi  yaşam boşluk affetmiyor işte... Türediler türüyor... Çakma gazeteciler yetmiyor gibi, bir de "feyk hesaplar", "troller" türedi.

Bulundukları parti dahil herşeyi "kutsalları" bile kullanan bu türediler yasaların boşluğundan yararlanarak "feyk hesaplar" ile "itibarsızlaştırma, tehdit, karalama, ihbar, şantaj" ve benzeri saldırılarla hedef aldıklarını "siyasi", "ticari" ve "mesleki" olarak yok etmeye çalışıyorlar... Yok ettikleri de oluyor...

Bunların en babası, en fütursuzu, en zekisi ve edepsizi Dusko Popov oldu...

 

xx           xx           xx

Dusko Popov için o saldırısı olmasa "edepsiz" tanımlaması yapmazdım. Ki bu edepsizlik bardağı taşırdı.

Dusko Popov, Göçer ailesine ait Gazetenin baş sayfasının mizanpajını yaparken; Orijinal "Muğla" logosunu koyup, yanına yine logo yanında yeralan Watsapp İhbar Hattı; bantını koymuş.

Bantın altına da 'satılık gazete' anlamına gelen "For Sale MEWSPAPER" ibaresi konulmuş. Onun altında da "İHALE DOSYASI" manşet başlığına yer verilirken, sözde manşet haberin üzerine, daha doğrusu ihale dosyasının üstüne bir el parmağı kondurulmuş.

En altta da "YORUMSUZ" ve "Bir de parmaksız çek efe" ibareleri yer almış.

Önceki gün "basının kopardığı kıyametin" nedeni WhatsApp ihbar attı bantı... Bantın üzerine gazetenin telefon numaraları konulacağına TV'lerde bir zamanların "900 333"lü seks telefon hattı numarası konulmuş...

Ve bu gazete Muğla'da ilk yazı işleri müdürü hariç çalışanlarının tamamı kadınlardan oluşan bir gazete.. İşte o 900 lü telefon çağrışımı ve ayrıca "satılık gazete" yaftası edepsizlik oldu..

Her hayır de bir şer, her şer de bir hayır vardır ya; bu edepsizlik hayra vesile oldu. İki meslek örgütümüz beklenmedik bir şekilde yanyana gelirken, Muğla basını uzun zaman sonra ilk kez bu feyk hesaba karşı "tek ses" oldu...

Teşekkürler Dusko Popov, bizim yapamadığımızı başardınız...

 

xx           xx           xx

Dünkü sosyal medya sayfamda "Muğla Basınının ortak sesini" doğal olarak ben de paylaştım.

"Dusko Popov'un refikimiz Muğla Gazetesi'nin çirkin saldırısını kınamayı yetersiz buluyorum" başlığı ile paylaşımda bulundum.

O paylaşımımda "Sosyal medyada paylaşımlara başladıklarında, 'Galiba internet ortamında bir mizah gazetesi geliyor' diye düşündüğüm, DUSKO POPOV (Muğla Diplomasisi) adını taşıyan hesap sahiplerini zaman zaman bazı çalışmalarında alkışladım da... Meğer boşluğu doldurabilecek bir yayıncılık değil; TETİKÇİLİK ve TROLLÜK yapan 'şebeke' ile karşı karşıyaymışız..." ifadelerinde bulundum.

"Kınamayı yetersiz buluyorum. Cumhuriyet başsavcılığı bu siteyi derhal kapatmalıdır." dedim. Sorumluların ortaya çıkarılıp, yasal gereklerin yerine getirilmesinin gereğini dile getirdim.

Paylaşımımın altına olumlu, olumsuz yorum yapanlar oldu. Elbette yapacaklar... "Neden şimdi? Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?" gibi soranlar olduğu gibi, iyi niyetinden şüphem olmayan AK Parti Muğla İl Yönetimi'nden Av. Çağrı Alper arkadaşımız da "Keşke basın kendisine karşı yapılan saldırılara karşı gösterdiği hassasiyet ve tepkiyi hiçbir çıkar ve siyasi kaygı gözetmeden kişilik hakları zedelenen diğer bireylere karşı da gösterebilse..." ifadesinde bulundu.

Ben de, "Bir hukukçu olarak sizde yapabilirsiniz Çağrı bey. Yapın yanınızda yer almazsam konuşun." diye yanıt verdim...

 

xx           xx           xx

Nejat Altınsoy arkadaşımda "Özcan Abi, yapılan suç duyurusuna, ötesinde açılacak davaya tüm gazeteciler müdahil olalım." diye yazdı. "Elbette" dedim. Muğla Gazetesi gerekli yasal başvurularını yaptı. Eğer bir dava açılırsa elbette müdahil olmalıyız, oluruz...

Arkadaşımız Hasan Telli de sayfama yorumunda "Özcan Özgür ve Nejat Altınsoy kesinlikle müdahil olmalıyız. Bunca dönem sessiz kalan, kendilerine yapılan saldırılarda bile sesi çıkmayan rakiplerine saldırıldığında bıyık altından gülerek üstü kapalı destek veren siyasetçilere de örnek oluruz gazeteciler olarak." ifadesinde bulundu.

Yine AK Parti İl Yönetiminden bir diğer avukat, hala niyetini anlayamadığım Barış Eğilmez de, "Özcan Özgür, Hasan Telli siyasetçiler ve susmak ile ilgili suçlamanızı gözden geçirmeniz ve canı yanan gazeteciler olmadan önceki halinizi düşünerek aslolanın ilkeli olmak olduğunu görmeniz dileğiyle..." demekle kalmamış, Dusko Popov ile ilgili daha önce kullandığım "Ben o sayfayı keyifle izlediğimi söyledim. Gerçekten güçlü bir mizah. Beğeniyorum. Beğenmem her çalışmalarını onayladığım, doğruladığım anlamına gelmez." ifademi önüme koymuş.

Sorgulamada bulunduğu sayfamda söze "Sosyal medyada paylaşımlara başladıklarında, 'Galiba internet ortamında bir mizah gazetesi geliyor' diye düşündüğüm, DUSKO POPOV adını taşıyan hesap sahiplerini zaman zaman bazı çalışmalarında alkışladım da.." dediğimi görmemiş olmalı..

Evet, feyk hesap ta olsa "Hiciv ve mizaha" hayır demem... Ki beni de malzeme yaptılar, ama "Kara Propagandaya" ve ahlaksızlığa, edepsizliğe de sessiz kalmam...

 

xx           xx           xx

Ben takipçi olmadım, arkadaşlık tekliflerini de kabul etmedim...

Aslında bu hesapları var eden, takip edilir hale getiren yine bizleriz... Bu hesabın takipçilerinden 400'e yakınını tanıyorum. İçlerinde tanınmış gazeteci arkadaşlarımız olduğu gibi solcu, sosyalist, muhafazakar aktif siyasetçiler de var. Sağlı, sollu dedikoduyu da, mizahı da seviyoruz!

Ne zaman dokundular, canımızı acıttılar o zaman feryat, figan oluyoruz. Onlardan daha fazla  edepsizlik edenleri de görüyoruz... Sakın Çağrı arkadaşımız gibi gazetecileri suçlamayın. "Mağdur" sesini çıkarmadan "gazeteciden" hıyar diyene tuzluk elde koşmasını beklemeyin...

Dusko Popov'un diline, kalemine, çizgisine dolananların hiç biri bugüne kadar tepki vermedi!

Umarım gazetecilerin biraraya gelmeleri, tek ses olabilmeleri herkese örnek olur, cesaret verir... Ünlü slogandaki gibi; "Susma, sustukça sıra sana gelecek"...

 

xx           xx           xx

Tabi Dusko Popov'un Muğla Gazetesi'ne saldırısının temelinde İl Sağlık Müdürlüğünde yaşanan  bir "ihale yolsuzluğu" ve gazetenin o yolsuzluğu "İl Sağlık Müdürlüğünde pes dedirten ihale yolsuzluğu" başlığı ile vermesi, fotoğrafı çekilirken üstünde belgeyi tutan parmağın da görüntülendiği belge ile ilgili savcılıkça "rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırmak" suçlamasıyla soruşturma açılmış olması var. 

Bayramdan sonra paylaşırız.

Yazıyı Muğla Kent Konseyi Başkanı Kardiyolog Dr. Vehip Keskin'in MKK Başkanı sıfatını kullanmadan yaptığı yorumla noktalayalım:

"Şiddetle kınıyorum. Daha önce de bu sahte hesaptan sosyal medyada yapılan paylaşımlar vesilesiyle haberdar olmuştum. Şimdi geriye dönük inceleyince herhangi bir etik değer veya topluma yarar amacı taşımadığı, maalesef ülkemizde hastalık ve kazanç haline gelen trol türüne bir örnek olduğunu gördüm. Bu sayfaya itibar edenleri de en hafif deyimiyle esefle karşılıyorum. Çok azını şahsen tanıdığım ve ama hepsinin çalışkanlığına haberleriyle şahit olduğum basın emekçisi kadın arkadaşlara geçmiş olsun diyorum. Siyasetin ve ülke gündeminin düzeysiz söylem ve iftiralarla değil üretkenliklerle anıldığı günler mutlaka gelecek, o zaman görevini herhangi bir kişisel kaygı gütmeden toplum yararına yapanların dönemi yaşanacaktır."

İnşallah...

---------------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Artık birilerine bir şey söylemek için sadece omzuna dokunmak yetmiyor, balyozla vurman lazım!

GÜNÜN UYARISI; Lütfen maskenizi takın, ellerinizi sık sık yıkayın, sosyal izolasyon uygulayın.

ÇİVİ

Arkadaşım, "Şu basında kopan gürültü bir tek parmaktan mı çıktı?" diye sordu.

Beni Bir Gülmek Aldı: )))))

 

 

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft