Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz

Namık Açıkgöz ve diğer yazarlarımızın gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Bodrum Belediyesi Torba Hayvan Barınağına İnsanlık Ne Zaman Uğrayacak?

Eklenme : 14.7.2020 00:00:00
Görüntülenme: 571

Bodrum Belediyesi Torba Hayvan Barınağı ile geçen yıl ekim ayına kadar hiç işim olmadı. O Ekim'de bir kedi götürdüm. 10 gün kadar bakımda kaldı. İyileşti dendi ve alıp sokağa bıraktım.

Kediyi götürdüğüm günlerde, basında Bodrum Barınağı'nda felçli bir kediye yürüteç yapıldığını gazetelerde okumuş ve çok mutlu olmuştum. Ne güzel olmuştu!... Hem bir pati yürüme imkânına kavuşmuştu; hem de bu iş şehrimizde yapılmıştı. Kediyi götürdüğümde okuduğum haberle ilgili iki çift kelam edeyim dedim; karşılaştığım "devletin asık suratı" idi. Hani Bekçi Murtaza diyordu ya: "Ankara'da hökümat; burda ben!..." diye. Veterinerlerimizin tavrı aynen öyleydi.

"Günün yorgunluğudur. Vardır bi olumsuzluk. canları sıkkındır. Belki bir pati ölmüştür de üzüntüden böyle davranıyorlardır." diye geçirdim içimden ve üstelemedim.

Pandemi sürecinde birkaç sokak kedisinin daha tedavisi için gittim. 22 Nisan günü beli sakat bir kediyi götürdüm. Galiba birisi tekme vurmuş ve yavrunun beli kırılmış. Torba barınağına vardım. Ön büro gibi yere gireceğim. "Birisi hemen önümü kesti ve "Buraya giremezsiniz. Dışarda bekleyin!... " dedi.  İkinci karşılaşmada da olumsuzluk yaşadım yani.  Biraz önce beni dışarı gönderen şahıs yanıma geldi ve konuyu sordu. Ben de anlattım. Elinin tersiyle "Sosyal mesafeye dikkat et." dedi. Gene bir şey demedim.

Sonraki zamanlarda gene hasta sokak kedilerinden götürdüm.  Karşılaştığım muamele gene aynı: Ankara'da hökümat, burda ben!...

Gene bir gidişimde, kediyi kaydettirdim ve kayıt numarasını istedim. Kaydı yapan kişi o arada bir küçük etikete numarayı yazmış de masanın üzerinde bir yere atmış. Bana "İşte yazdım ya. Numarası o. Kutuya da onu yapıştırın" dedi görevli.

Vallahi gene bir şey demedim.

Kediyi teslim edip dışarı çıktım. 10-11 yaşlarında bir kız çocuğu ve babası ile karşılaştım. Selamlaştık. "Geçmiş olsun. Neyiniz var?" dedim. Baba, "Sokakta bir kedi sakatlanmış. Kızım görmüş. Onu getirmiştik. Durumunu öğrenmek istiyoruz." dedi." O sırada bir görevli gelip niye beklediklerini sordu. Baba da geçen gün getirdikleri kedinin durumunu öğrenmek istediklerini söyledi. Görevli: "Öğrenemezsiniz!... Ya iyileşince veya ölünce haber veririz."  deyince o çocuğun babasına bakışı yüreğimi parçaladı.

Çocuğun kedi hakkında bilgi alamamasına mı üzülürsün, çocuğun gözünde babasının ezilmesine mi üzülürsün, bir devlet dairesinde vatandaşın maruz kaldığı kaba muameleye mi?

Aklıma Abdurrahim Karakoç'un "İsyanlı Sükut" şiiri geldi:

Gitmişti makama arz-ı hâl için

"Bey" dedi. Yutkundu. Eğdi başını

Bir azar yedi ki oldu o biçim

"Şey" dedi yutkundu eğdi başını

(Torba barınağındaki personeler şiirin tamamını okumalarını tavsiye ederim.)

Çocuğun ve babasının hâli ile Karakoç'un anlattığı manzara ile aynı idi. Gücünü devletin verdiği makamdan alan birisi vatandaşa insan muamelesi yapmıyordu.

Hemen o akşam, Torba barınağındaki iletişin sorununu belediyeye mail ile yazdım. Ertesi gün aradılar. Bir memur, "Ben yaptıysam özür dilerim" diyerek benimle olan hususta özür diledi. Özür dilemesinin bireysel bir mesele olduğunu ama o barınakta kurumsal bir iletişim sorunu olduğunu söyledim ve konuşmayı bitirdik.

Geçen hafta taburcu edilen bir kediyi almak için gittiğimde, ön bürodaki hanımın nazik yönlendirmesi ile poliklinikler tarafına yönlendirildim. İlk iki kısımdan biri olan odalardan birine gireyazdım..

Girmez olaydım!...

Daha ayağımın biri dışardayken ve "Affedersiniz." diye başlayıp kediyi almaya geldiğimi söylemeden bayan Veteriner: "Çıkın dışarı. Burası muayene hane!... Buraya giremezsiniz!..." cümleleriyle karşılaşınca daha önce karşılaştığım tavırlar da hatırıma gelince espritüel bir şekilde "Hele bi de dövün!..." dedim gülerek. Havayı yumuşatmaya çalışıyorum aklımca. Bu cümlemi daha bitirmeden:" Çıkın dedim. Sosyal mesafeyi de koruyun!..." deyince anladım ki, bu Torba barınağında gerçekten bir iletişim sorunu var ve sosyal mesafe konusunu da bir tehdit unsuru olarak kullanıyorlar.  Ben de: Bir ayağım daha dışarda. Bana sosyal mesafeyi korumadan yaklaşan sizsiniz." dedim. Tabii, "vatandaş"ın haklı olması halinde, devlet gücünü kullananların sağlıklı düşünmek yerine Bekçi Murtaza felsefesiyle hareket etmelerine de alışık biri olduğumdan, hiç alttan almadan, iletişim sorunu yaşadıklarını; vatandaş ile bu şekilde iletişim kuramayacakları altını çizerek (yani yüksek sesle) söyledim. Sonra bir işçi (işçilerde ve ön bürodaki bayan memurede hiçbir sorun yok. Onlar son derece uygar bir dil kullanıp tavır sergiliyorlar.) geldi ve kediyi nereden alacağımı gösterdi.

Gidip kediyi aldım. Dönerken birim sorumlusu Aytunç bey geldi. Daha önceki gelişimde, personelin iletişimsizlik konusunda sorun olduğunu; giderilmesinin iyi olacağını; yoksa bu tavırların belediye başkanına politik yansımalarını olacağını söyledim ve belediye başkanı hakkında çok olumlu sözler duyduğumu; bu tür olumsuzluklarla yıpratılmasına gönlüm razı olmayacağını ifade ederek özellikle yaz aylarında gelen hayvanseverlerin "naif" ve "nahif" insanlar olduklarını; bu tür ilişkilerle üzüleceklerini belirtmiştim.

Sanki önceki hafta bu sorunu tatlı tatlı konuşmamışız gibi Aytunç bey "Siz profesör olduğunuz için özel muamele bekliyorsunuz." demez mi!...  Ben de "Asla özel muamele beklemiyorum. Ve asla bana özel muamele yapılmasını istemem. Ben dahil herkese insanca muamele yapılsın yeter!" deyip sözü uzatmadım.

Hayvan sağaltmada da sorunlar yaşadık. 2 kedi onar gün kaldılar barınakta ama iyileşmediler. Özel veterinere götürdüm, iyileştiler.

İmdiiii. Sayın belediye başkanımız Ahmet Aras..  Yüz yüze tanışmadık ama hakkınızda duyduğum olumlu ifadelerden dolayı, insanî tarafınızı hayli güçlü olduğu izlenimi edindim. Aynı zamanda nitelikli bir hayvan dostu olduğunuzu da öğrendim. Lütfen Torba barınağındaki personelin iletişimsizlik sorununu halletmek için bir şeyler yapınız. Yazları burada bulunan hayvanseverlerin gönüllerinin kırılmasına ve hakkınızda olumsuz düşünülmesine müsaade etmeyiniz lütfen.

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft