Özcan Özgür

Özcan Özgür

ÖZGÜRCE
Özcan ÖZGÜR'ün ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

"Uyardığında 'faturasını ben ödüyorum sana ne' diyor."

Eklenme : 14.1.2021 00:00:00
Görüntülenme: 1564

Dünkü yazımı her fırsatta anlattığım "Sandras Suyu" hikayesi ile noktaladım.

AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Ziya Ercan yılmadı, iş edindi. Kafayı bu konuya değil de "siyasete" taksa bugüne kadar partisinin milletvekili veya il başkanı olurdu!

Milletvekili Yelda Erol Gökcan Onun verdiği mücadelenin bir parçasını vermiş olsa veya dönemin milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu, birinci etap TOKİ'ye taktığı kadar bu meseleye takılmış olsa nasıl olurdu bilmiyorum.

Bildiğim AK Parti'nin öteki Milletvekili Mehmet Yavuz Demir'in Milas ilçe merkezi ve Beçin Mahallesi'nin 2045 yılına kadar içme-kullanma ve endüstri suyu ihtiyacı karşılayacak olan projenin hayata geçirilmesini sağlamış olması...

Muğla il merkezinin ne milletvekillerinden, ne belediye başkanlarından ne de il başkanlarından yüzü gülmedi gitti... Yatağan ve Ula'nın kabahati neydi...

xx           xx           xx

"Menteşe, Ula ve Yatağan ilçelerinin 2050 yılına kadar içme, kullanma ve sanayi suyu sorununu çözecek proje 2017 yılında hayata geçiyor. 180 bin kişinin yararlanacağı Sandras-Çövenni ve Gürsü kaynaklarından yıllık 16,5 milyon metreküp su temin edilecek.

Muğla'nın merkez ilçesi Menteşe, Ula ve Yatağan ilçelerinin 2050 yılına kadar içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını karşılayacak Sandras suyu projesi DSİ tarafından hayata geçiriliyor. Devlet su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Murat Acu, projenin inşaat çalışmalarına 2017 yılında başlanacağını açıkladı.

Genel Müdür Acu, proje ile Sandras-Çövenni kaynaklarından 15,7 milyon m³/yıl ve Gürsu Kaynaklarından 790 bin m³/yıl olmak üzere toplam 16,5 milyon m³/yıl olan içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacı karşılanacağını açıkladı. Acu, proje kapsamında yapılması planlanan tesisler hakkında da bilgi verirken, 'Muğla ilinde, ana isale hattı uzunluğu 87 bin metre (Çelik Boru), 12 bin 300 metre tünel olmak üzere toplam 99 bin 300 metre isale hattı ile Ula İlçesi Grup Köylerinde, ana isale hattı uzunluğu 26 bin 600 metre, depo bağlantı hatları 23 bin 400 metre olmak üzere toplam 50 bin metredir. Projenin toplam hattı uzunluğu 149 bin 300 metre, arıtma tesisinin kapasitesi 45 bin m³/gün. Kaptaj, maslak yapısı, ana depolar ve tevzi depolarını kapsamaktadır' dedi."

Güzel haber değil mi? Haber Hamle'de ve öteki gazetelerde "DSİ Sandıras Projesini Hayata Geçiriyor" başlığı ile 4 Kasım 2016 tarihinde çıkmış..

xx           xx           xx

Muğlalılar uzun yıllardır Godot'yu bekler gibi Sandras-Çövenni kaynaklarından su bekliyor.

Bu konuda belki de Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün haklıdır.

Düşünsenize O da Ethem Ruhi Fığlalı hoca ve Ziya Ercan'a uyup kuyu suyu yerine Sandras suyuna bel bağlasaydı halimiz nice olurdu?

Son yıllarda yağmur yağışı mevsim normalleri altında kalmaya başladığı gibi, kar yağışları da neredeyse yok... Kış'ın ortasında sanki Pastırma Yazı yaşıyoruz. Hala kar yağışı yok... Birkaç yıl kar yağışı olmazsa Covıd-19'dan kurtulduğunuzda (kurtulursak) Köyceğiz Yuvarlak Çay'a alabalık yemeye gidemeyeceksiniz.

Elbette Fethiye'nin Saklıkent'i, Milas'ın Uyku Vadisi, Yatağan'ın Bozüyük'ü, Kavaklıdere'nin Yerküpesi, Menteşe'nin Yemişenderesi anlamını yitirecek.. Bafa Gölü savana olurken, Karabağlar Yaylası'nın yemyeşil irimleri Kovboy flimlerinde rüzgarda çalı kümelerinin tozla karışık yuvarlandığı sokaklara, yollara dönecek...

Ne kadar karamsar bir tablo değil mi?

İl merkezinde General Mustafa Muğlalı İşhanı'nın altından geçen Karamuğla Çayı taşıp, üç çocuğu önüne katıp götürdüğü çocukluk günlerimde biri çıkıp, "Bu çay bir gün kuruyacak" dese kim inanırdı?

Karamuğla Çayı eski Karamuğla Çayı değil, kurumanın eşiğinde... Ovayı da, yaylayı da temelli imara açabilirsiniz artık...

xx           xx           xx

TEMA Vakfı Bilim Kurulu ve İDA Dayanışma Derneği Üyesi, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezinden emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş kuraklık, iklim değişimi ve iklim olayları denince ülkemizde ilk akla gelen bilim insanlarından birisi. Türkeş yaşanan süreci geçtiğimiz günlerde Evrensel Gazetesi'nde çok net bir cümle ile özetlemiş;

"Türkiye kuraklığın içinde"

Bazıları Türkiye'nin kuraklıkla karşı karşıya olduğunu söylüyorlar ya...

Prof. Dr. Murat Türkeş, Evrensel'de "Türkiye'nin su varlıkları bakımından durumu ne? Bu durumu diğer ülkelerle kıyasladığımızda nasıl bir tablo çıkıyor karşımıza?" sorularının yanıtını verirken benim yukarıda çizdiğim tabloyu sollayıp geçmiş.. Ülkemizi OECD, AB ülkeleri ve Afrika ile karşılaştırırken şöyle demiş:

"Hidroloji ve su kaynaklarına bir bütün halinde baktığımızda, yani bugünkü iklim hidroloji ve su kaynakları açısından, Türkiye orta ve ortanın biraz altında su varlığına sahip bir ülke. Kurak Afrika ülkeleri gibi değiliz ama su zengini de değiliz. AB ülkeleriyle karşılaştırdığımızda, yaklaşık bin 500 metreküp/yıl kişi başına düşen bir su varlığımız söz konusu. Bu hem OECD'nin hem de AB'nin ortalamalarının altında. Türkiye ve bölgesinde gelecekteki yağış hidroloji, su kaynaklarını dikkate aldığımızda, bugünkü kişi başına su tüketim kapasitesinin önümüzdeki yıllarda, özellikle 2040'lara 50'lere geldiğimizde çok daha da düşeceğini söyleyebiliriz. Bunun üstüne nüfus artışı, tarım, kentleşme, yeraltı su kaynaklarının çekilmesi, kar yağışlarının azalması, bütün bunları eklediğimizde bugünkü bin 500 metreküp/yıllık kişi su tüketiminin bin metreküplere düşebileceğini söylemek mümkün. Bu durum, zaten su zengini olmayan, hatta su kıtlığı düzeyine yakın diyebileceğimiz ülkemizi artık şiddetli su kıtlığı ya da su stresi çeken bir ülke durumuna sokabilecek."

xx           xx           xx

Yine de iyimser ve umutlu olalım...

Tehlikenin veya tehdidin herkes, bütün dünya farkında. Sorun; yerkürenin ısınması, iklim değişikliği ve buna bağlı kuraklık, sel felaketleri ve hatta "kıtlık" herkesin sorunu. Günü geldiğinde "Ellerimiz kırılsaydı da tarım alanlarını imara açmasaydık, meraları ortadan kaldırıp, ormanları daraltmasaydık ve heslere izin vermeseydik" diyecek olan Türkiye'nin mutlaka uygulamaya koyacağı önlemler vardır...

Bu bizi aşıyor.

Biz Muğla'ya bakalım.

Ancak kimsenin de bizim kadar umurunda değil sanki.

Ne merkezi hükümette ne de yerel yönetimlerde bir hareket görmüyoruz. Belki de biz abartıyoruzdur!

xx           xx           xx

Muğla nasıl Türkiye'de en çok yağış alan ve en çok susuzluk çeken bir kaç ilden biriyse; Datça'da Muğla'da öyle bir yer. Datça'yı Bodrum izliyor.

"eksisozluk.com" da okumuştum. "Datça'nın, Turizm Arttıkça Daha da Tehlikeli Hale Gelen Su.." başlıklı yazıda şu ifadelere yer verilmişti:

"Datça... çılgıncasına yapılaşan, dağı taşı tipsiz çirkin evlerle dolan belde, fakat susuz belde. Su yok Datça'da. Yok abi su. Yeraltı suları var, onlar da kuruyor.

Yol kenarında, bayırda çayırdaki çeşmeler birer birer kuruyor. Buna rağmen evlerin, otellerin bahçelerinde havuzlar dolup taşıyor. Bahçelere yerleştirilmiş sulama sistemleri tüm gün fırıl fırıl çalışıyor, sular yollara taşıyor. Evin sahibini uyardığında 'faturasını ben ödüyorum sana ne' diyor. 3-5 seneye Datça çöle dönecek, içecek su kalmayacak, kimse farkında değil.

Hadi, doğal yaşamı, ağaçları, estetiği falan geçtik, unuttuk, vazgeçtik bunlardan. Ama su olmadan nasıl yaşanacak? Şu an Datça'da son 1-2 senede yapılmış evlerin tamamı dolsa, mevcut yeraltı suları birkaç senede tükenir. Her sene daha da kuraklaşıyor, daha az yağmur alıyor. Bu kadar insan, bu kadar ev susuz ne yapacak, çok merak ediyorum."

Vallahi ben de merak ediyorum...

Datça'nın, Bodrum'un belediye başkanlarının "Yeni yapılara, yeni yerleşik nüfusa yetecek su kaynağımız yok" deyip, inşaatları dondurma kararı almalarına yasal engel var mıdır acaba?

xx           xx           xx

Hatırlar mısınız, 2017'de 1 ay kadar süren bir susuzluk yaşanmıştı Datça'da.. Herkes mahvolmuştu. Denizden bidonlarla su taşınmıştı mekanlara tuvalete dökmek için...

Ve son 5 senede binlerce yeni ev yapıldı. Bu evler 1+1 400.000 liraya satılıyor, bahçeli falan da değil. 2 bin liradan aşağı kiralık ev bulmak zor ve hala geliyorlar... Gelmeyin diyen de yok!

Yarın devam edelim.

----------------------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Birçok insan dünden şikayetçi. Bizim dünü değiştirecek gücümüz yok. Ancak şu an veya 10-20 yıl sonrası bizim kontrolümüzde. -Jack Ma

ÇİVİ

Gazeteci olmayan arkadaşım 10 Ocak'ta çalışan gazetecilerin gününü kutlamış, "Kutlamam 200'ün üzerinde beğeni aldı. Muğla'da o kadar gazeteci var mı?" dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

Powered by BilgiSoft